Merhaba, İzmirli demokratik bir ailede, halim selim bir çocuk olarak yetişmiş, Allah inancına zıt bir düşünce yapısının sevgiyle verildiği ve buna ilericilik dendiği bir ortamda liseye başlamıştım. Din konusu aklımı çok kurcalıyordu. Bir sürü cevapsız sorularım vardı. Ve dinleri tek tek araştırdım.Çünkü hiç birini bana anlatılanların dışında tanımamıştım ve din küçümsenmesi gereken bir kurumdu hep.
Bu araştırma esnasında budizm ve incil den sonra Kur'an-ı Kerim'i ilk kez yargısız, önyargısız,olduğu gibi okuyup, anlamaya çalıştım.Aslında iman etmenin ne olduğunu dahi o sırada anlamıştım. Hemen kararımı verdim ve bir camide bir yandan İslamî bilgiler, hem de Kur'an okumayı öğreniyordum ailemden gizli.
Namaz geldi arkasından. Ailem tabii ki bunlara dayanamazdı ve namaz kılmamı yasakladılar. Evde ciddi sorunlar başladı. Bunların beni Risale-i Nur la tanıştıracağını bilemezdim. Düşüncelerimi toplamaya çalışırken camiye gelen nur yüzlü bir abi, beni bir dershaneye götüreceğini söyledi. Hiç itiraz etmedim. Gittik ve bir masanın önünde ilk Risale-i Nur satırlarını duymama vesile oldu.
Okumaya başladığında içimde bir ameliyat oluyor gibiydi. Bunu anlatamam. Kendimi tutmadım, ağladım, ağladım. O gün bir kapı açılmıştı, kapandığı yeri yok eden. Bana yeni bir hayat hediye etmişti Rabbim. Şükürler olsun. Bu aşamadan sonra yaşamım tamamı ile değişti.
Hayatıma geçici ve basit hedefleri koymak yerine, sonuçları ebedi işlere adanmayı öğrendim Nurlarla. İnsanlarla sınırlı, kısıtlı bir hayat yerine Allah'a bakan sonsuz bir ufuk vardı artık. Bana aslımı gösterdi, olmam istenene inat. O zamana dek oluşmuş zihin dünyamı yıkıp, yerine nurlanmış bir dünya kurmaya başladım. Öğretilmişlikleri, hakikatların eleğinden geçirmeye çalıştım.
Yıllar sonra da, Nur Mektebi ile tanışmak nasip etti Rabbim, ve dahası. Elhamdülillah.
Ersal Demirayak / İstanbul / Ressam