Ben öğrenci iken ablam tanıştı ve aşık oldu risalelere. Ben de uzaktan ve eleştirerek baktım önce...'Ben zaten Allah'a peygambere ahiret gününe inanıyordum bu inandığım şeyleri sürekli ispatlar tarzda olması ne içindi?' Ayrıca 'her taraf vaaz ve ilmihal kitabı doluyken neden nazmı muğlak bu eseri okumaya ve anlamaya çalışmalıydım? '
Ve yine ayrıca 'neden o kadar alim varken Said Nursi'nin eserini okumalıydım?' ve bir sürü eleştirisel sorular... Sonra sofi meşrep bir insan olduğum için namaz tesbihatında toplanan bütün virdlerin hadis-i şeriflerden derlenmiş, bütün tesbihat sünneti seniyyesini cem etmiş olduğunu görüp tesbihat yapmaya başladım.
Daha sonra en faziletli ayetlerin duaların, salavatların, şükür dualarının cem edildiği büyük cevşenle tanıştım. Bu azim virdleri bir araya getiren zat direk vahiyle olmasa bile vahyin ufak bir nev'i olan ilhamat ve eşsiz bir ilme sahip olmalı diye düşündüm..
Varış noktasında ise anlamadığım kelimelere takıldığım için soğuk baktığım risalelerden her zaman elime geçen küçük sözleri bir kere de anlamadığım kelimelere takılmadan YÜZEYSEL okumaya karar verdim. Baştan sona anlamadığım kelimelere kafa yormadan okudum. Çok acaip çok kolay anlaşılır bir şekilde meseleyi çok da lezzetli bir şekilde anlamıştım.
Beş sene geç kaldığıma pişman oldum. Okudukça ve derslere devam ettikçe risale kendini bana açtı ve çok kelimeleri de rahatlıkla anlar oldum. Şimdi çok nadir kelimelere takılıyorum. Risale'lerin sadece bir vaaz kitabı olmadığını gördüm. Peygambere gelen ve ümmi olduğu halde oku emr-i rabanisinin hikmeti olan.
Kainatta şiddeti zuhuruyla gizlenmiş rabbimi okumayı öğreten; asrın yaralarına tiryak meselelerin aydın bir bakış getiren risale_i nur ları tanıyınca bu dairedeki insanların neden ona aşık olduklarını anladım.
Allah'a ve peygamberine imanım var namazım da var diye itimat ettiğim imanımın taklidi ve sathi son nefeste kolay kaybedilebilir bir iman olduğunu hakiki ve sarsılmaz imanın risale-i nurdaki iman ilmiyle elde edebileceğimi de yeni öğrendim. Şimdi bütün arkadaşlarıma diyorum ki:üç günlük dünyada 10-20 sene tabiplik yapmak için madem 20 sene okumak ve latince kelimelilerle muğlak tıp ilmini öğrenmek için en yüksek puanları almak ve çok çalışmak gerekiyor.
Tükenmez gençlik ,ebedi saadet ve hiç gam kederin olmadığı her türlü nimetleri cem etmiş ahiret hayatını kazanmak elbette daha zor ve onu bize kazandıracak iman ilmi (risaleleri tam anlamak için) bir iki sene ciddi çalışmamız gerekse bile ona yılmadan çalışmamız lazım.
Yasemin Özdemir / Ordu / Mimar