Ben Risale-i nurları internet ortamında dolaşırken bir sohbet vesilesi ile tanıdım aslında. Yani önceden bildiğim ama kitaplıkta sadece dizilmiş olarak duran eserleri tesadüf eseri sohbet şeklinde dinlemeye başladığım, şuan dersleri artık yakından takip ediyorum.
22 senelik hayatımı bomboş geçirmiş olmanın hüznünü yaşıyorum. Ne kadar boş işlerle uğraşmışım, giyim kuşam, orda bu var şu var demekle geçti hayatım, nasıl ızdırabını yaşıyorum şuan ben bilirim. Küçüklüğümden beri keşke bende tanısaydım keşke benimle ilgilenen nurları benimle tanıştıran birileri olsaydı.
Bu yaşıma kadar gözümle girdiğim kulağımla işittiğim haramlara girmeseydim. Namazımı bile niçin kıldığımı bilmeden ben sadece inip çıkıyormuşum bugüne kadar. Bugüne kadar yaşadığım hayatı hiç kabullenemiyorum. Hulusi abinin dediği gibi, Risale-i nursuz geçen ömrümün ömrüme katılmaması için dua ediyorum. Şuan daha yeni yeni okumalara başladım, anlamıyorum ama kalbim mutmain elhamdülillah. Şimdi yaşadığım tüm olaylar bana hiç zorluk vermiyor. Sanki yıllardır risale-ı nur okuyor ve o olgunlukla olaylara tepki veriyorum. Duygu dünyam yavaşladı.
Niçin bu dünyadayım bunun farkına vardırdı. Ölüm korkutmuyor aksine heyecan veriyor...
Şuan için tek korkum çok geç kalmış olmam rabbim benden razı olmadan karşısına çıkmam.. Aziz üstadımın bu sözü aklımdan hiç çıkmıyor sınıfımın en belirgin köşesinde yer alıyor.’ Öğretmenler çok mühimdir, öğretmenlerin yeri ya kulenin başı, ya kulenin dibidir. Ortada tutunacak yer yok’ dedi. Bende Öğretmenim ve şimdiye kadar ki öğretmenlik hayatımı sildim, şimdi minik öğrencilerime rabbimizi, kâinatı ne kadar güzel yarattığını, cenab-ı hakkın güzel isimleriyle de kâinatı okumayı onlara öğretiyorum. Onların kalbine iman tohumlarını bir bir ekiyorum Allahın izniyle, Elhamdülillah.
Çok dua ediyorum üstadımızın talebesi olmak için, benim yaşımda Risale-i nurlarla hemhal olmuş gençlerin ayaklarının altına başımı koysam ancak, öyle muhteremler ki gözümde onlar, ben hayatım boyunca, hiç dünyanın meşgalesini bırakmış genç görmemiştim. Duam şu ki rabbim beni ve benim gibi ruhu aç olan insanları öyle muhterem gençlerin yanında bulundursun ve bana birileri nasıl vesile olduysa benimde başkalarına vesile olmayı bana nasıp etsin.
Çok eskiden tanımış olduğum ama unuttuğum arkadaşımı, Risale-i nurları, aziz üstadımın eserlerini dinlemiş olduğum bir sohbetle bana hatırlatan Fatih Yağcı kardeşimize ve onun gibi bu hizmetlerde bulunan gençlerden rabbim daima razı olsun…
İmanla insanın buluşması kuru toprakla yağmurun buluşması gibidir işte bende risale-i nurlarla hemhal olmuş gençlerin vesilesiyle yeniden canlandım…
Emine Aslı Sancaktutar / Ankara / Öğretmen